Eve Kardes Geldi
- 125 stránek
- 5 hodin čtení






Hlavní hrdinkou je slepé děvčátko Gertrúda, která osiří. Ujme se jí místní pastor, který má se svou ženou Amélií pět dětí. Amélie to nepřímá s radostí, ale pastor to chápe jednak jako svou povinnost a jednak jako výzvu. Na radu lékaře učí pastor Gertrúdu mluvit, rozeznávat předměty, barvy přirovnávat ke zvukům hudebních nástrojů a o jejich pokrocích si vede deník. Amélie to pokládala za ztrátu času. Vyčítala muži, že vlastním dětem se tak nevěnoval jako Gertrúdě. So synem Jakubem ji naučili Braillovo písmo. Chodila s nimi do kostela, naučila se hrát na harmoniku. Pastor se časem do Gertrúdy zamiloval a žárlil, když ji viděl se synem Jakubem...
Cocuklar cinsiyete ve cinsiyet farkina ait sorulari 3-4 yaslarindan itibaren sormaya basliyor. Sorulara muhatap olan cogu anne baba, beklemedikleri bu sorular karsisinda panige kapiliyor. Aslinda sorunun cevabini bilmediklerinden degil; nasil cevap vereceklerini bilmediklerinden panige kapiliyorlar. Bunun sebebi de, konuya yetiskin gozuyle bakmalari. Yetiskin gozuyle baktiklari icin cinsellikle ilgili sorularin anne baba arasinda gecen mahrem iliskileri kapsadigini, bu yuzden cevap vermenin zor oldugunu dusunuyorlar. Peygamberimiz bir "Cocugu olan onunla cocuklassin" buyuruyor. Biz bu "Cocukla konusurken empati yapin, onun seviyesine inin, anlayacagi bir dil kullanin" seklinde anliyoruz. Kendimizi cocugun yerine koyup dusundugumuzde, onda henuz cinsel tecessus uyandiran hormonlar aktif olmadigi icin sorularinin cinsellikle ilgili olmayip ogrenme amacli oldugunu goruruz. Konuya cocuk gozuyle bakinca, isimiz kolaylasir. Panige kapilmadan, siradan bir soruya cevap veriy
Bu kitabın gayesi, çocuğun maddi-manevi gelişim evrelerini dikkate alarak, ona doğru bir dini eğitim verebilmenin yollarını göstermektir.İster ailede, ister okul öncesi eğitim kurumlarında olsun, çocuğun gelişim evreleri dikkate alınmadan yapılan dini eğitim amacına ulaşmadığı gibi, çocukta hatalı dini inanç ve tutumların gelişmesine yol alabilmektedir. Çocuklarına dini eğitim vermeye çalışan anne babalar elbette iyi niyetlidirler. Ancak doğru sonuç almak için iyi niyet yetmemektedir. Hatalı tutum ve yanlış vasıtalarla doğru sonuca ulaşılmaz. Çocuklarına dini bilgi verirken anne babaların yaptıkları temel yanlışlardan biri yetişkin mantığı ile hareket etmeleridir.Peygamberimiz bir hadisinde: 'Çocuğu olan onunla çocuklasın,' buyuruyor. Bunun anlamı empatidir, kendini çocuğun yerine koyup onu anlamaya çalışmaktır.Ne ihmale gelir, ne de ertelenebilir bir konu olan çocuk eğitiminin en önemli şubesi olan dini eğitim konusunda sizlere ışık tutabilmek amacıyla hazırladığımız bu kitabin, gayesine ulaşmasını dileriz...
Sinirlenmeden, ceza vermeden, bağırmadan... - 19. Baskı
Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 223 p. Sinirlenmeden, ceza vermeden, bagirmadan... Arabanizla büyük ve kalabalik bir sehrin sokaklarinda seyahat ettiginizi, daha önce hiç gitmediginiz bir adresi bulmaya çalistiginizi, ancak kavsaklarda ve dönemeçlerde hiç levha bulunmadigi düsünün. Aradiginiz adresi bulmak için kim bilir kaç kez yanlis yola girer, kaç kez kaza atlatirsiniz. Dogru ve kabul edilebilir davranislari ögrenmeye çalisan çocuklar için de durum aynidir. Koydugunuz sinirlar yol gösteren levhalar gibidir. Sinirlar, sanildigi gibi, çocuklarin haklarini kisitlamak, onlara baski uygulamak degildir. Sinirlar, çocuklara korunduklari, güvende olduklari ve deger verildikleri duygusu kazandirir. Aile içi kurallara uymalarini, isbirligi yapmalarini, otoriteye saygi duymalarini saglar. Sorumluluk kazandirir. Sinirlar, onaylanan davranislari tanimlayan, çocuga hatali davranislarini düzeltme firsati veren egitici ve ögretici bir etkiye sahiptir. Bu kitap çocuklara nasil dogru sinirlar koyacaginizi, bagirmadan, sinirlenmeden, ceza vermeden nasil söz geçireceginizi anlatmaya çalisacaktir.